Tayland’da Otostopla 400 km

Tao Adasından sonra istikamet Bangkok’tu. Burada şehre dair size anlatabileceğim öyle özel şeyler yok. Şehir işte, kalabalık, gürültülü, bina yığını… Ama bu şehrin hafızamda nasıl güzel anılar bıraktığını anlatacağım şimdi.

Gece on bir gibi Tao Adasından bindiğimiz feribot, sabahın beşinde limana yanaştı. İnince haritadan baktım 480 km yol var Bangkok’a. İndiğimiz yerde otobüs terminaline götürmek için minibüsler bekliyordu ama biz hadi şansımızı deneyip otostop çekelim dedik. Ne de olsa artık otostop vazgeçilmezimiz olmuştu yollarda. İlk 10 km’de 4 araç değiştirdik ve bu yaklaşık 2 saatimizi aldı. Alanlardan biri neden otostop çektiğimizi anlamayınca biz geçiştirmek için paramız yok dedik, kadıncağız da bu sefer para vermeye kalktı bilet alalım diye. Neyse parayı almadık, o da bizi bir kaç km ileride bıraktı.  Bu abladan sonra başka bir hanım kızımız bizi sabahın 7’sinde otobana bırakmıştı ki sağanak yağmur başladı. Allah’tan yağmurluklar kolaydaydı. Ama öyle bir yağmur yağıyor ki sudan çıkmış balığa döndük resmen.… 15 dakika sonra bir kamyon durdu. Adamcağız hiç İngilizce bilmiyordu ama bir şekilde anlaşıp bindik arabaya. Bize yolda meyve aldı, kahvaltı ısmarladı, cep telefonundan video açıp izletti.. Bazen dil bilmeye bile gerek yok işte, gülümsemek yeterli iyi bir başlangıç için. Bu şekilde 400 km geldik. Kalan yolda da minibüse bindik. ( Tabi biz bu arada hiç fotoğraf çektirmemişiz şimdi farkına vardım )

Bankok’a geliş amacımız aslında Laos için vize almaktı. Aldık ta… Ama en güzel kısmı hostes olan arkadaşım Gonca’nın bizim olduğumuz tarihte Bangkok uçuşu olmasıydı. 6 ay sonra bir arkadaşını göreceğini bilmek muhteşem bir duygu. Bu arada biz Gonca ile ilkokul arkadaşıyız. Konu size ne getireyim kısmına gelince işte o an dünya daha da güzelleşti : ) Ailelerimiz bir dünya yemek hazırladı Gonca ile bize göndermek için. Bu arada benim laptop Krabi havalimanında çalınmıştı. Yazı yazamıyordum uzunca bir süredir. Aklıma evdeki laptop geldi. Bu sefer de liseden beri arkadaş olduğumuz hatta kardeşim dediğim Nihan, gitti evden aldı bilgisayarı annemlere bıraktı.  Böylece bu işi de çözmüş olduk.

Gonca bizim için koca biz valizle geldi İstanbul’dan. Ne iyi geldi hem onu görmek hem özlem duyduğumuz yemekleri yemek. Bir şişe rakı bile vardi valizde daha ne olsun : ) bu arada ben gece Gonca ile birlikte onun otelinde kaldım. Sabaha kadar sohbet ettik. Sağolsun beni rahat ettirmek için elinden geleni yaptı 

Ama daha bitmedi tabi.

Biz Bangkok’tayken Didem de oradaydı. Hatırlarsınız hani bizde kalmıştı Krabi’de. Şans iste denk geldi. Bir de Taşkın’la tanıştık aynı hostelde. O da 3 aydır yollarda. Eee dört Türk bir araya gelince annelerin yaptığı yemekleri birlikte yiyip, birlikte kadeh kaldırdık güzel günlere, bir araya gelmemize, bize bu anları yaşatan yayında ve yapımda emeği gecen herkese…

20161130_205505

20161130_195310
Annelerimizin bize gönderdiği yemekler, 23 kilo gelmiş valiz 😀

İşte böyle… Bangkok’tan çok güzel anılarla ayrıldık biz. Dün gece bindiğimiz otobüsle bu sabah ülkenin kuzeyine geldik; Chang mai şehrine. Burada fil bakim çiftlikleri ve boynuna halka takan uzun boyunlu Tayland yerlileri varmış. Bakalım biraz dinlenip etrafı keşfetmeye başlayacağız.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s