Sen Hiç Ateş Böceği Gördün Mü?

Langkawi adasından sonra muhteşem çay bahçeleri ve yemyeşil doğası ile Cameron tepelerinin bulunduğu bölgeye geldik. Burada her zamanki gibi yatar modda geçen üç günden sonra Kuala Selangor’da bulunan ateş böceği çiftliğine gidelim dedik. Bu yer dünya üzerindeki sayılı yerlerden biri. Milyonlarca ateş böceğinin gecenin zifiri karanlığını ışıklarıyla süslediği bu çiftliği görmeden Malezya’dan ayrılmak istemedik. Tamam gidelim de, Cameron bölgesinden direkt otobüs yok, önce başkent Kuala Lumpur’a gitmek, sonra oradan otobüs değiştirip, bir saat daha yolculuk yapmak gerek bölgeye ulaşmak için. Yaklaşık 5 saatlik bir yol gözüküyor bize. Tabi daha bu ateş böceği çiftliğinin tam yerini de bilmiyoruz. Kuala Selangor’a gidince sora sora buluruz diye düşünüyoruz. Bu arada biz artık otostop çekmeye bayağı alıştığımız için Malezya’da, Cameron bölgesinde  üç gün boyunca her yere otostopla gidip geldik. Neyse, baktık otostop gayet rahat ulaşım sağlıyor, Kuala Selangor’a da bu şekilde gidelim dedik. Öğlen vakti gibi hostelden ayrılıp, ana yola çıktık. Şansımıza Kuala Lumpur otoyolu yolu çok yakınımızdan geçiyordu. Başladık arabalara otostop işareti yapmaya. İnanır mısınız ikinci denemede bir tır durdu. Gittik hemen ama adam gram İngilizce bilmiyor. Kuala Selangor diyorum bir şeyler söylüyor, Kuala Lumpur diyorum yine bir şeyler söylüyor. Murat’a dedim atla, en azından bir yol ayrımına kadar gideriz. İlk defada bir tıra biniyorum ben bu arada. Öyle yüksek konsol, devasa kapı filan bir heybetli gözüktü. Adama elimdeki haritadan gösterdim gitmek istediğimiz yeri bu sefer anladı sanırım, yok ben gitmiyorum oraya dediğini sandığım bir şeyler söyledi. Sen devam et hacı biz müsait bir yerde ineceğiz dedim. Gerçekten de öyle oldu. Kuala Lumpur yolundan başka yöne dönünce biz araçtan indik.

Bu arada sadece 12 km yol gelebildik daha. İndiğimiz yer otostopa pek uygun olmadığından kasaba çıkışına kadar yürüdük. 10-15 dakika sonra yine bir araç durdu. Gitmek istediğimiz yeri söyledik, sizi Kuala Lumpur otobanı girişine kadar götürürüm dedi. Daha ne olsun, atladık arabaya, sohbet ede ede, manzarayı seyrede seyrede 55-60 km yol aldık. Dediği gibi bizi otobanın girişindeki gişelerin başında bıraktı. Tabi Kuala Selangor yol üzeri değil, o yüzden duran araçlara Kuala Lumpur deyin, daha sonra yol ayrımından gidersiniz dedi. Bu arada her gün yağmur yağan yerde, o gün de hava inanılmaz sıcak. Kaynar güneşin altında, asfaltın sıcağı ayakkabı tabanlarımızı eritirken biz otostop çekmeye çalışıyoruz. Alıştık ya bir öncekilerden şimdi de kısa sürede buluruz dedik ama beş dakika geçti on dakika geçti araç yok. Sonra birkaç araç durdu ama onlar da ters istikamete gidiyorlarmış, biz yine beklemeye devam ettik. Derken biri daha durdu. Hemen gittik Kuala Lumpur’a gitmek istiyoruz dedik, biz de oraya gidiyoruz atlayın dedi araçtaki genç karı koca. Onlar da Cameron bölgesinde geçirdikleri birkaç günden sonra evlerine dönüyorlarmış. Oh dedik, klimalı arabada arkada yayıla yayıla gideriz. Biz arabaya bindik 10 dakika sonra meşhur muson yağışları kendini gösterdi. Şans işte tam zamanında binmişiz. Araçta sohbet ederken aslında ateş böceği çiftliğini görmek için Kuala Selangor’a gitmek istediğimizi, bu nedenle yol üzerinde bizi uygun bir kavşakta indirmelerini söyledik. Tamam dediler. Tabi biz yoldayken yağmur durmadı, aracı kullanan arkadaş ne düşündü bilmiyorum ama bizi yolda bırakmak yerine sapaktan Kuala Selangor yoluna döndü. Biz şaşırdık tabi. Bizim gitmek istediğimiz yer eşinin doğduğu yere çok yakınmış, bu vesile ile orada yaşayan teyzemizi ziyaret ederiz, size de uygun bir otel buluruz dediler. Daha ne isteyelim. Sapaktan sonra daha 80 km’den fazla yol var. Yağmurda sefillenmek yerine, klimalı araçta rahat rahat gitmek süper olur tabi. Yola devam ederken, yol üstünden bulunan cafe-lokanta vari bir yerde durduk. Buranın çendol tatlısı meşhur, yemeden geçmeyelim dedi. Biz daha önce yemediğimiz için zaten tamam dedik. Bizim aşureye benzettim ben içinde mısır, kırmızı fasulye, pirinç, hindistan cevizi sütü, değişik yeşil bir jel ve buz karı var. Çok beğendim. Yolda geçen uzun saatlerden sonra iyi geldi, kan şekerim yükseldi resmen. Bir de üzerine peynir rendelenmiş kızarmış muz söylediler. Peynir ve muz birlikteliği kulağa tuhaf geliyor ama şu ülkede kimler kimler birlikte oluyor, peynirle muz neden olmasın dedik, götürdük valla. Fena da değildi. Kısa moladan sonra tekrar yola koyulduk. Aracı kullanan Zamri bize döndü “Burası gece pek tenha, parka gelseniz bile dönüşte araç bulamazsınız, taksi çağırmanız gerek o da çok pahalı olur, isterseniz biz de size katılalım ateş böceği parkı gezisinde sonra birlikte Kuala Lumpur’a döneriz, orada otelde kalırsınız hem daha ucuza da otel buluruz dedi. Vallahi ne diyelim. Biz ertesi sabah döneriz diye düşünüyorduk ama geldiğimiz yolu ve bu yolda otostop çekmenin zor olduğun görünce tamam dedik. Bu arada ateş böceği çiftliği gezisi hava karardıktan sonra, parkın içindeki kanalda sandalla açılarak yapılıyor. Çünkü özel olarak dikilen ve suda yetişen bu ağaçların taze yaprakları üzerinde oluyor böcekler. Biz parkın oraya gelip bu bilgiyi öğrendik ama daha açılmasına 2 saat var. Hadi o zaman hep beraber teyzeme gidelim, hem onu görürüz hem de vakit geçer dedi. Bir otostop çektik, gelişen olaylara bak. Zamri yol üzerinde durup Cameron’da trekking yaparken kirlenen kıyafetleri çamaşırhanedeki makinalara bıraktı, biz de zaten iki haftadır bu ülkedeyiz, çamaşır yıkamamıştık, vesile oldu biz de boşalttık çantayı yıkamaya verdik.

Çamaşırlar yıkanırken de teyzeyi görmeye gittik. Zamri’nin eşi Melita da çok tatlı bir kız, çok candan davrandı ki bize ki sormayın. Teyze de öyle. Evde kahve yaptı, duş alalım diye havlu filan verdi, görseniz sanki kırk yıllık ahbaplarıyız. Neyse biz evdeyken Muratla Zamri gidip çamaşırları aldılar, hava karardıktan sonra da ateş böceklerini görmek üzere parka gittik. Dört kişilik sandal kirası 40 lira ve 25 dakika sürüyor. Aldık biletlerimizi, bindik sandala. Hayatımda ilk kez milyonlarca ateş böceğini bir arada gördüm. Suyun içindeki ağaçlar resmen bir yıl başı ağacı gibi üzerlerinde yanıp sönen ışıklarıyla geceyi süslüyorlardı. Sandalcı ağaçlara yaklaşınca birkaç tane ateşböceği elime geldi. Böyle bir ana tanık olmak gerçekten harikaydı. Şu parkta geçireceğimiz yirmi beş dakika için bütün günü yolda geçirmeye değmişti. Gezimiz bittikten sonra hep birlikte araca bindik bir saat uzaklıktaki Kuala Lumpur yoluna girdik. Peki hikaye bitti mi? Tabi ki hayır: ) Biz arabada uyumuşuz. Gözümü bir açtım böbreklerim yok. Şaka şaka işlek bir ana cadde üzerindeyiz. Bize otel bakıyor sanırım Zamri. Sonra arabayı park etti. Hadi önce bir yemek yiyelim acıktık dedi. Saat olmuş gecenin onu biz hala kalacak yer bulamadık. Gittik hep birlikte bir Tayland lokantasında yemek yedik. Malezya’da yediğim en iyi yemekti diyebilirim. Biraz tuzluydu ama arada oluyor. Yemekten sonra araca bindik, Zamri’nin eşi Melita, isterseniz bu gece bizde kalın, biz annemlerle yaşıyoruz, aradım konuştum ev müsait dedi. Biz artık birşey demiyoruz tamamdan başka. Murat’la birbirimize baktık güldük. Nasıl olabiliyor bütün bunlar diye. Gittik eve, annesi bizi çok candan şekilde karşıladı. Sabah torunlarını okula gönderdikten sonra hastane randevuları varmış dedeyle birlikte. İsterseniz kalın uyuyun, isterseniz bizimle çıkın siz bilirsiniz dedi. Sabah aile ile birlikte erkenden kalktık ve onlarla beraber evden çıktık. Evin dedesi ben sizi metro durağına bırakırım araba ile hadi atlayın dedi. Yok artık bizi bir nüfusa almadıkları kaldı, onu da yapın tam olsun : )

Vedalaştıktan sonra Zamri ve eşi kendi arabaları ile işe gitti. Biz de önce torunu okula bıraktık, sonra dede ve anneanne bizi metro durağına bıraktı. Bu fotoğrafı da evden ayrılmadan çektirdik. Hani olurda hikayeye inanmayan olursa elimizde kanıtımız var : ))

Gökten üç elma düşmüş, biri anlatana, diğeri dinleyenlere, diğeri de bu güzel aileye….

img-20161110-wa0008

Kuala Lumpur / Malezya

*Başlıkta görsel internetten alınmıştır.(http://www.dergibursa.com.tr/soguk-isiklar-ates-bocekleri/)

**Bu web sitesindeki içerikler izinsiz kopyalanamaz, internet, görsel yazılı basın dahil hiç bir mecrada izinsiz kullanılamaz.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s