Yeni Başlayanlar İçin Hindistan’a Giriş-Varanasi

Herkese Hindistan’dan merhaba.

Bu ülkeye olabilecek en ağır yerden başladık. Ruhuma fazla geldi yaşattıkları bu şehrin daha ilk dakikadan. Ölümü ve yaşamı her an iç içe görmek, o kadar kalabalığın içinde koşturmadan yaşamak, çöplüğe dönmüş sokaklar, peşinizi bırakmayan ve üstünüze sinen şehrin o kötü kokusu, ölü mü diri mi olduğunu anlamadığınız yerde yatan insanlar, ölüleri attıkları ama onların kutsal saydıkları Ganj nehrinde yıkanan, dişini fırçalayan, meyve sebze yıkayan hatta suyunu içen insanlar, sürekli para isteyen dilenciler, damlarda gezen maymunlar, sokaklarda keyfince takılan inekler ve şehrin her yerinden durmaksızın yükselen korna sesleri…

dsc_7758img_3787img_3723

Ve işte Karşınızda Varanasi…

Hinduizme inananlar için en kutsal yerlerden biri burası. Burada ölüp, burada yakılıp, küllerinin Ganj nehrine atılmasını isterler Hindular. İnanışlarına göre ölüler yakılıp, külleri nehre atılırsa doğrudan Nirvana’ya yükselir ve bir daha reankarne (yeniden başka vucutta hayata gelme) olmazlarmış. Dün akşam ölülerin yakıldığı yere gittik. Özel bir ağaç kullanıyorlar ki beden yanarken koku çıkmasın diye. Gerçekten bir bedeni yanarken seyretmek insana başta korkunç geliyor ama izlerken bunun hayatın bir parçası olduğunu daha iyi idrak ediyor insan. Çocukları, bakireleri, hamileleri, deri hastalığı olanları ve din adamlarını yakmayıp, öldüklerinde ayaklarına taş bağlayıp Ganj Nehrine atarlarmış. Bazen ipinden kurtulanlar olursa, nehrin üzerinde yüzen ölüler görülebiliyormuş. Ölülerin yakıldığı yerin yanında metruk bir bina var. Kimsesi olmayan yaşlılar o binada ölümü bekliyorlarmış. Ölümünü beklemek.. Kendi ölümünü.. Ürperiyor insan…

img_3739

img_3733

Bu arada 3 gündür dışarıda yemek yemedik. Biskuvi ile besleniyoruz. Su ısıtmak için elektrikli rezistans satın aldık dün akşam. Hazır çorba ve 5 dakikada sıcak suda olan makarna da var menüde bundan sonra. : )) Beni biliyorsunuz, yemek konularına ayrı bir özen gösterir ve gayet de iştahlı anlatırım ve her gittiğim yerde sokak yemeğini denerim. Ama burada elim hiç bir şeye gitmiyor. Elim gitse midem kaldırmaz zaten hijyenik olmayan bu yemekleri. Adamlar tuvaletini yapıp elini yıkamadan çıkıyorlar, burnunu karıştırıyorlar sonra yemek yapıyorlar. Gel de ye!

Varanasi’yi çok sevenler de var, nefret edip kaçanlar da. Ben ne hissettiğimi bilemiyorum şu an. Karmaşık duygular içindeyim.

İşte böyle ilk üç günün özeti. Yarın akşam Agra’ya gidiyoruz, hani şu meşhur Taj Mahal’in olduğu şehre. 12 saatlik bir tren yolculuğumuz var. Rusya gezisini takip edenler hatırlarlar bizim açık yatakhane tren yolculuklarını. Yarın akşam bineceğimiz tren de bunun Hint versiyonu. Üçte biri fiyata olduğu için klimasız açık yatakhaneli vagona bilet aldık burada. Bakalım sabaha sağ çıkabilecek miyiz? : )))

Sevgiyle Kalın

Berra

**Bu web sitesindeki içerikler izinsiz kopyalanamaz, internet, görsel yazılı basın dahil hiç bir mecrada izinsiz kullanılamaz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s