Annapurna’ya Yürümek

Dünyanın en yüksek dağına sahip olan Nepal bir sıradağlar ülkesi olunca, ülkede dağ turizmi de hayli popüler oluyor elbet. Eğer gözünüz yükseklerdeyse, tecrübeliyseniz ve bütçeniz buna el veriyorsa Everest, Anapurna, Machapucherie gibi dağların zirvelerini deneyebilirsiniz. Ama bizim gibi amatör trekkingciyseniz, rotasına göre değişen 8 ile 21 günlük trekking opsiyonlarını değerlendirebilirsiniz.

Nepal’e gittiğimizde önce Everest base camp’e yürümek için araştırma yaptık. Ancak hem dağın popüleritesinden kaynaklı bir pahalılık söz konusu acentalarda, hem de yürüyüş noktasının başlangıç yeri olan Lukla’ya gitmek için bineceğiniz uçak pek güvenli değil. Lukla’nın Dünyanın en tehlikeli havaalanı olduğunu öğrenince Everest fikrimizden vazgeçip rotamızı Annapurna’ya base camp’e (ABC) çevirdik. Aslında uçak yerine otobüs ve sonrasında 6 günlük ek bir yürüyüşle de Lukla’ya varabilirdik ama hem yollardaki muson kaynaklı heyelanlar, hem de çok uzun bir rota olmasından dolayı Annapurna daha doğru geldi bize.

Mevsim

Nepal dağ turizminin sezonu Ekim ile Mart ayı arası. Yaz geçmiş, muson yağışları bitmiş ve yürüyüşe elverişli hale gelmiş oluyor dağlar. Ancak bu aylar dışında kalan zamanda da trekking yapılmaz diye bir şey yok. Nepal’de bulunuşumuz muson sezonuna denk gelmesine rağmen, biz yola çıktık. Muson sezonunda kimi zaman bütün gün, kimi zaman bir sabah bir akşam olmak üzere yağmur yağıyor. Özellikle akşam yağmurları çok şiddetli ve sağanak şeklinde olduğundan dikkatli olmak gerek. Bu sezonun bir diğer dezavantajı ise ıslak yer görünce ortaya çıkan sülükler. Ormanlık alanda yaşayan bu sülükler her canlı ölümü tadacaktır şeklinde trekkingcilerin kabusu olabiliyor. Uzun kollu kıyafetler giymenizi, pantolonunuzu çorabın içine doldurmanızı ve sülük ısırmasına karşı yanınızda tuz taşımanızı öneririm. Tuzu üzerine serpince ısırdıkları yeri hemen bırakıyorlar.

Hazırlık

Yola çıkmadan önce biraz hazırlık yapmak gerek. Sırt çantanız 8-10 gün boyunca uzun yürüyüşlerde sırtınızdaki yol arkadaşınız olacağı için mümkün olduğunca hafif olmasında önem var. Yorgunluğun arttığı her saatte, çantadaki her bir gram insana bir kilogram gibi geliyor.

Yanınıza teri kolay şekilde tahliye eden uzun ve kısa kollu iki-üç tshirt, yürüyüşe uygun trekking pantalonu, bir şort, çorap, çamaşır, termal içlik (ABC’de yükselik 4130 metre. hava soğuk ve ısıtıcı yok), polar, ve bir üst katman mont (yağmurluk işlevi görürse iyi olur, muson mevsiminde yağmurluk şart ama ağır sağanakta yağmurlukta fayda etmiyor, kalın çöp torbası veya panço çok işe yarıyor. ), bir buff ya da bandana, güneş gözlüğü, terlik, uzun yürüyüşe uygun sağlam bir bot, eğer kullanıyorsanız ilaçlarınız, tuvalet kağıdı, ıslak mendil, el sabunu, şampuan, fotoğraf makinasının ekstra bataryası, cep telefonu şarj etmek için powerbank, fener, termos, el hijyen sıvısı, kas gevşetici-ağrı kesici krem ya da hap (bana çok lazım oldu) ve çöplerinizi koymak için plastik poşet. Yollarda kalacağınız konukevlerinde yiyecek bir şeyler olacak ama çikolata gibi enerji veren yiyecekler şehre göre çok pahalı köylerde. Bu nedenle bu çikolata, bisküvi, kraker gibi yiyecekleri yola çıkmadan önce almanızı tavsiye ederim. Mesela biz kampanya yapan bir dükkandan 2 tane snikers çikolatayı 80 rupiye almıştık, konukevinde tanesini 200-250 rupiye satıyorlardı. Ayrıca 1 lt. sıcak su için yoğun sezonda 7 dolar dahi istendiği olabiliyor, bu yüzden haznesiz küçük bir rezistans taşırsanız her zaman bedava sıcak suyunuz olabilir.

Trekking yapmak isteyenler Katmandu, Pokhara gibi şehirlerde seyahat acentalarına gidip kendilerine ve bütçelerine uygun opsiyonlar soruyorlar ama acenta aracılığı ile alınacak turlarda her zaman acenta ücreti de olacağı unutulmamalı. Acenta hizmetlerinde size hem rehberlik yapması hem de eşyalarınızı taşıması için birini yanınıza veriyorlar. Sherpa (şerpa) denilen bu dağ köylüleri 15-20 kg’lık sırt çantasını yürüyüş süreniz boyunca taşıyarak size hem yardımcı oluyor hem de arkadaşlık ve rehberlik yapabiliyor. Tabi bunun bir ücreti var. Acentasına göre değişmekle birlikte günlüğü 15-20 USD talep ediyorlar. İster bir kişi olun, ister 5 kişilik grup, bu günlük ücret değişmiyor. Annapurna yolu Everest’e göre daha kolay olduğundan ve insanlar rehbersiz gidebilirsiniz dediği için, rehber almadık, kendi sırt çantamızı da kendimiz taşıdık. Ama yolda öyle manzaralar gördük ki, 5 yaşındaki çocuğu ile birlikte trekking yapan İngiliz aile, 30 kiloluk çocuğu şerpanın sırtındaki küfeye oturtmuş, küfeye bir de çocuğun oyuncağını çantasını filan koymuşlar. İnsaf yani, eşya taşıyor diye de eşek muamelesi yapılır mı? Vicdansızlık bu! Ama bir arkadaş ya da arkadaş grubu ile gitmiyorsanız, yani tekseniz rehber almanızı öneririm. Yürüyüş yolunu kaybedip, ormanda ölen trekkingcilerin olduğunu da söylemem gerektiğini düşünüyorum.

Kıyafet ve yiyecek dışında Nepal hükümeti trekking yapmak isteyenlerin izin belgesi almasını şart koşuyor. Gerekli olan iki izin belgesi hem Katmandu’dan hem de Pokhara’dan temin edilebilir. Bu iki belgenin bedeli kişi başı toplam 4000 Rupi. Eğer bir acenta olmadan kendiniz gidecekseniz, bu belgeleri kendiniz de alabilirsiniz. Yanınızda 4 tane vesikalık resim, sağlık sigortası ve pasaportunuz bulunması gerekiyor sadece. Eğer acenta aracılığı ile bu yürüyüşü yapmak istiyorsanız, bu izinleri onlar sizin adınıza alabiliyor. Biz Katmandu’daki Turizm Bakanlığı’ndan kendimiz gidip aldık.

Başlangıç

Annapurna base camp’e yürümek için öncelikle Pokhara şehrine gelmeniz gerekiyor. Bu şehir Katmandu’dan yaklaşık 150 km uzakta. Şehirlerarası yol pek iyi değil. Otobüsler Allah’a emanet gidiyor ve 150 km’lik yol yaklaşık 8-9 saat sürüyor. Otobüs bilet fiyatı 600-700 Nepal Rupisi arasında değişiyor. Pokhara’ya geldikten sonra bir gün otelde dinlenip yürüyüşe başlamanız daha iyi olacaktır. O kadar uzun yolculuk adamı daha yürüyüşe başlamadan haşat ediyor çünkü. Pokhara’ya geldim, dinlendim hadi ben yürüyüşe geçiyorum diyemiyorsunuz maalesef. Pokhara’dan otobüse binip 40 km uzaktaki Nayapool’a gitmeniz gerek. Bu yolculuk yaklaşık 1,5-2 saat sürüyor. O yüzden sabah erkenden otobüse binip Nayapool’a gitmenizi tavsiye ederim. Evet Nayapool’a hoşgeldiniz, sadece yürüyenlerin görebileceği manzaraları görmeye, survivor tadında bir macera yaşamaya, yeni arkadaşlıklar kurmaya, içinizdeki gücü hissetmeye, başladığınız bu yolu bitirmeye hazırsınız artık!!! Başlamak bitirmenin yarısıdır, tebrikler ilk etabı başarı ile geçtiniz.

Rota

Nayapool’da inip yaklaşık yarım saat yürüdükten sonra Birethanti’ye varacaksınız. Bu bayraklı köprünün orada evraklarınızı memura onaylatıp trekking kaydınızı yaptırmanız gerek. Bu kayıt ofisleri yolunuzun üzerinde birkaç yerde daha olacak. Mutlaka kaydınızı yaptırın. Başınıza bir şey gelirse Nepal turizm polisi, bu kayıtlardan ne zaman, hangi mevkide olduğunuza ulaşabiliyor. İlk kayıt yaptırdığınız noktada size soruyorlar sağdaki yolu seçip Gandruk üzerinden mi gideceksiniz yoksa soldaki yolu seçip Ghorepani üzerinden mi? Bu iki yol arasındaki fark mesafeleri. Eğer sağdan giderseniz 40 km yürümüş olacaksınız, soldan giderseniz 60 km. Biz soldaki uzun yolu seçip, dönüşte kısa yoldan ineriz diye düşündük. Aşağıdaki harita ABC rotası. Eğer iyi bir performans sergilerseniz uzun rotadan gidip kısa rotadan dönmeyi 7 günde tamamlayabilirsiniz. Tabi bu yorucu olur, günde yaklaşık 9-10 saat yürümeniz gerekecektir. Ama biraz daha keyfini çıkartayım, sağda solda oyalanır, rahat rahat giderim diyorsanız 10 gün ideal. Bizim yolculuk 10 gün sürdü ancak bir gün yolumuzu kaybettik, bir günde hastalık nedeniyle ilerleyemedik. Optimum sanki 8 gün gibi gözüküyor: )

TREK.png

IMG_3182.JPG
Bayraklı Köprü

Konaklama

Yolunuzun üzerindeki köylerde guesthouse denilen konaklayabileceğiniz yerler mevcut. Gayet basit bir oda, kimi zaman banyosu içinde kimi zaman ortak kullanım banyolu olabiliyor. Sezonunda oda fiyatları 500 rupi-800 rupi arasında değişirken, mevsim dışında giderseniz 100 rubi ile 300 rubi arasında öderseniz. Hatta bazı işletme sahipleri kahvaltı ve akşam yemeğini orada yemeniz karşılığında ücretsiz bile konaklatıyor sezon dışı zamanda. Bizim kaldığımız yerler beklentimizin çok üzerindeydi. İyi ki yanımıza uyku tulumu almamışız dedik.

img_3425

Yeme-İçme

Konakladığınız konukevlerinin restoranlarında gayet geniş bir menü sizi bekliyor. Pizzadan, çorbaya, makarnadan sebzeye bir çok opsiyon var. Var ama öyle şahane lezzetler, sunumlar beklemeyin. Şunu belirtmeliyim ki köylülerin kendi yetiştirdiği sebze hariç bütün her şey Pokhara’dan bu köylere hamalların sırtındaki küfelerde taşınıyor. Başka nakliye opsiyonu yok çünkü. O yüzden sipariş verirken bunu göz önünde bulundurup sipariş vermenizi tavsiye ederim. Menü geniş olmasına rağmen trekkingcilerin en meşhur yemeği Dal Bhat dedikleri pilav-mercimek çorbası-sebze ve turşudan oluşan set menü. İhtiyacınız olan enerjiyi alabileceğiniz bu yemek aynı zamanda Nepal’in en meşhur yemeği. Yukarıya doğru çıkıp yükseklik arttıkça sarımsak çorbası da yemeniz gereken yiyecekler arasında. Hem doğal antibiyotik olması nedeniyle vücut direncinizi arttırır hem de yükseklik kaynaklı hastalıklara iyi geliyor. Biz sürekli sarımsaklı patates çorbası içtik durduk. Sabah bir kase sarımsaklı çorba içince insan zaten bomba gibi başlıyor güne : ) Fiyatlar şehir fiyatlarına göre yüksek tabi ki. Hatta fiyatlar Annapurna’ya yakın köylerde daha fazla diğer köylere göre. 2 tane haşlanmış yumurtaya başlangıç köylerinde 120 rupi öderken, ABC’de 270 rupi ödüyorsunuz mesela. Bir çorba aşağıdaki köylerde 180-200 rupii iken, yukarılarda 250-350 rupi arasında olabiliyor.

Su işine gelince; belli noktaya kadar plastik şişede su satılıyor ve litresini şehirdekinin 4-5 katı fiyata satıyorlar. (1 Litre su normalde 20 rupi ama ABC yolunda 80-100 rupi arasında plastik şişeler) Plastik şişe satılmayan noktadan sonra ise kaynamış su ya da arındırılmış su satıyorlar. Bunun da litre fiyatı aşağı yukarı 60-150 rupi. Bu nedenle termos ya da su matarası almak şart. Peki biz ne yaptık? 10 gün boyunca sadece iki kez su satın aldık. Diğer zamanlarda yol üzerinde çeşme gördüğümüz çeşmelerden mataramızı doldurup istanbul’dan yanımızda getirdiğimiz life straw denilen filtre çubuğu ile su içtik ya da klor damlası kullandık. Bir litre musluk suyuna 3-4 damla atıp yarım saat bekliyorsunuz, sonra içebilirsiniz. Hatta köyün birinde kafamızı direk musluğa dayayıp içtik. Yolculuk süresince ikimizde yeme içme kaynaklı mide sıkıntısı yaşamadık ya da ishal olmadık. Ama Nepal’de sular çok temiz olmadığından dikkatli olmakta fayda var.

Temizlik

Genel ihtiyaçlarınız için sabun, tuvalet kağıdı, şampuan gibi malzemeleriniz yanınızda olmalı. Yol üzerinde tuvalet kullandığınızda sabun olmuyor lavabolarda. Bu nedenle kolay ulaşabileceğiniz bir yere el yıkama sabunu koyabilirsiniz. Duş imkanı var. Başlangıç köylerinde ücretsiz ancak Annapurna’ya yaklaştıkça yeme içmenin fiyatı arttığı gibi, duş için de ekstra ödüyorsunuz. 100-150 Rupi arası

8-1o gün boyunca kirlense de aynı eşyaları giymek zorundasınız. Çamaşır makinası yok zaten köylerde. Olsa da akşamdan sabaha kurumuyor nem yüzünden. Eğer kızgın bir himalaya güneşi varsa şanlısınız, terli ya da yağmurdan ıslanmış kıyafetleri kurutabilirsiniz ama yoksa kimi zaman akşamdan kalan ıslak kıyafetleri gitmek zorunda kalıyorsunuz. Zaman zaman kendi kokunuz burnunuza gelebilir ama meraklanmayın diğer bütün trekkingciler de aynı durumda.

20160821_092139
Mola sırasında ıslak eşyaları kuruturken

Elektronikler ve İnternet

Bazı konukevlerinde kaldığınız odalarda priz var ve elektroniklerinizi ücretsiz şarj edebilirsiniz ama bazıları bu hizmeti paralı veriyor.

Wifi her köyde var ama çekmiyor nedense. Tabi wifi de paralı. Eğer yerel bir sim kartınız varsa sinyal olan yerde internete bağlanabilirsiniz de.

Yol

Bir kere yola çıktıysanız artık bitirmeniz gerekiyor. Bu nedenle binlerce basamak inip çıkacaksınız, dağ bayır yokuş tırmanacaksınız, küçük derelerin içinden geçeceksiniz, en sevdiğim olan düz patika yollarda yürüyeceksiniz, yokuş aşağıya ineceksiniz. Nefessiz kalacaksınız, yorulacaksınız, yağmurda ıslanacaksınız, eğer muson mevsimiyse sülüklerle karşılaşacaksınız, belki siniriniz bozulacak aşırı yorgunluktan ağlayacaksınız ama sadece bu yolda yürüme cesareti gösterenlerin göreceği muhteşem manzaralar göreceksiniz. Size her daim güler yüzle Namaste (merhaba) diyen dağ köylüleri ile karşılaşacaksınız, çok sevimli köy çocukları göreceksiniz, yolculuk boyunca bir tane bile motorlu aracın olmadığı muhteşem bir doğanın içinde alarmsız kendiliğinizden uyanacaksınız, doğanın kalbinden gelen cıvıl cıvıl kuş sesleri eşlik edecek yürüyüşlerinize, yolda yeni arkadaşlıklar kuracaksınız belki de yoldaş olacaksınız ve en sonunda hedefiniz olan 4130 metre yükseklikteki Annapurna base camp’e ulaşacaksınız.

img_3271
Resmin en gerisinde göreceğiniz tepeden fotoğrafı çektiğimiz tepeye yürüdük.. Ve daha bunun gibi onlarcasını

img_3304

Final: Annapurna Base Camp

O anda yürüdüğünüz yer zaten bir masal aleminin içindeymiş gibi hissettiriyor size. Etrafınız yüce dağlarla çevrili, yemyeşil yollar, rengarenk çiçekler, gürül gürül akan dereler ve karşınızda base camp`i görüyorsunuz. Ben görünce ağlamaya başladım. Sanırım fazla duygusalım ama insan gözyaşlarını tutamıyor. Kamptaki konukevinin kapısından yemek holüne girince orada oturan onlarca insan ki birçoğu yolda görüp tanıştıkların oluyor sana el sallayıp alkışlıyorlar, işte o an bir şampiyon edası ile etrafa bakıyorsun ve sonra diyorsun ki “evet başardım!” Böyle bir yolculuğu başarıp buraya ulaşmak benim kendi Everest’imdi, bunun gururunu yaşarken gözlerim de bu yüzden doluyor işte : )

IMG_3572.JPG

Burada bir gece kalıp, gece yarısı gökyüzündeki yıldızları seyretmek, sabah çok erken uyanıp şansınız varsa açık ve bulutsuz bir havada Annapurna’nın o görkemli görüntüsüne doymak çekilen bütün çileye ve yorgunluğa değiyor. Düşünsenize kaç kişi hayatında böyle bir şeyi yapıyor?

Ben hayatım boyunca gururla anlatabileceğim bir yolculuğun kahramanıyım artık diğer binlercesi gibi. Peki sen kahraman olmaya hazır mısın?

Meraklısına: 10 günlük Annapurna trekkinginde izinler de dahil olmak üzere 345 dolar harcamışız. (Sadece 76 doları iki kişinin trekking izin bedeli, geri kalanı yol parası, yeme içme, konaklama)

Ek bilgi: Eğer olur da acil bir durum olursa dağ başında, hastalandınız, yaralandınız ve şehre dönmeniz gerekiyor hemen tek çare helikopter. Arıyorlar gelip sizi alıyor, giderken bir de 2500 dolarınızı alıyor. O yüzden kredi kartınızı yanınızda taşıyın ya da kendinize çok dikkat edin

Sevgiler

Berra

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s