Gobi Çölü Günlükleri-4

Sen Hiç Yağmur Yağarken Yıkandın Mı?

Sabah bütün vücudumdaki inanılmaz kaşıntılar eşliğinde uyandım. Kalkınca bir de ne göreyim, her yerim kabarmış. Ne olduğunu anlamadım tabi. Bir akşam önce kaldığımız yerdeki sivrisineklerden mi yoksa gece burada pirelendim mi bilmiyorum. Çadırdan dışarı çıkıp yan çadırda kalan Fransız kız ile konuşurken ona durumu anlatınca, bana Çin’den aldığı bir kremi verdi ve bunu her bir kaşıntı noktasının üzerine sür dedi. İlaç işe yaradı ama bir süre ortalıkta kırmızı beneklerle de dolaşmama engel olamadı. Gobi’deki dördüncü günümüze kahvaltı sonrası deve gezisi ile devam ettik.

img_1062

Bu bölgenin özelliği kum tepelerinin olması. Aslında çöl deyince herkesin kafasında oluşan belki de kumdan tepeler ama Gobi bundan farklı. Yem yeşil otlaklar da var, stepler de, nadir de olsa ağaçlı bölgeler ve kumdan tepeler de. Yaklaşık bir buçuk saat süren bu gezide, deve çobanı bizi kum tepelerine götürdü. Deve sırtında yolculuk yapmak çok kolay değil. Uzun süre aynı pozisyonda oturunca, bir taraflarınız ağrıyor haliyle. Acaba eskiden 40 gün 40 gece deve sırtında nasıl gidiyorlarmış onu düşündüm yolculuk boyunca. Gece yağmur yağdığı için kumda yürümek rahat. Kum tepesine çıkınca, ben artist bir poz veriyorum ve yanımda taşıdığım Türk bayrağı ile fotoğrafımı çekiyor Murat. Bu arada aklıma bizim sponsor geliyor. Adı Kutupayısı ya, biz de çöldeyiz : ) Çöldeki Kutupayısı’ını da çantada bulup komik bir video çekiyoruz., tıklayıp izleyebilirsiniz. Kısa bir kum yürüyüşünün ardından, yine deve sırtında çadıra geri dönüyoruz.

Çadırımıza doğru yürürken, göçebe ailenin çadırının yanındaki kalabalığı görünce biz de o tarafa doğru gittik. Baktım, aile büyükbaş hayvanlardan birinin iç organlarını haşlamış, millete ikram ediyor. Tamam, sakatat çok severim de, o görüntüyü görünce bir an durdum. Ortamı asıl bozan haşlanmış organlar değil, içine hayvanın kanı ve yağı doldurularak kaynatılmış bağırsaklar. Kan pudingi dedikleri bu şey bağırsağın içinde pişince sosis kıvamına gelmiş millet kesip kesip yiyor. Deneyim mi denemeyim mi derken, ciğerinin, işkembesinin ve bu kan pudinginin biraz tadına bakıyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse, göçebe Moğollar eti işlemeyi bilmedikleri gibi, yemek yapmayı da bilmiyorlar. O ciğeri kaynatmak yerine, yanan ateşin üzerinde ızgara yapsalar var ya, çölde hayvan kalmaz hepsi müdavimi olur. Ben sonuçta yedim mi bunu o görüntüye rağmen, yedim! Zaten bizim grupta bir ben bir de Kuni yeni ve farklı tatları deniyoruz. Ama kan pudingi nedir arkadaş! Bunu bir de İngiltere’de görmüştüm. Onlar domuz kanından yapıyordu.

Bu arada sabah çok sıcakken, öğleden sonra yağmura çevirdi. Biraz çiseliyor gibiyken bir anda sağanak başlamasın mı? Jane hariç hepimiz çadırın dışında çöldeki sağanağın tadını çıkartırken, iki gündür duş almadığım aklıma geldi. Gidip çantamdan şampuanı aldım, yağan yağmurun altında köpürte köpürte yıkadım saçımı başımı.

img_1149
Gobi Ççlünde sağanak yağmurda yıkanırken : )

Üstüm başım sırılsıklam tabi. Çadıra gidip hem saçımı kurutup üzerimi değiştirirken yağmurun şiddeti daha da arttı. Çölde bildiğin fırtına çıktı! Kapısı kapalı olmasına rağmen, aralıklardan su girmeye ve aşırı sağanak yağışa dayanamayınca çadır her yerden akıtmaya başladı. O sırada Mongo bize öğle yemeklerinizi getirdi. Kız üşenmemiş suşi yapmış! Şaka gibi, çölde fırtına çıktığına mı mı şaşırırsın, suşi yediğine mi?

IMG_1158.JPG

Bir süre sonra yağmur durdu ama her tarafta küçük gölcükler oluşmuştu. Çadırın kapısını açınca, 6 yaşındaki oğlan çocuğu bana eliyle dışarı gel işareti yaptı. Dışarı çıkınca elimden tuttu ve başladık yürümeye. Baktım bu su birikintilerine doğru gidiyoruz. Gölcüğün başına gelince eliyle terliklerini çıkar işareti yaptı. Çıkardım ve tekrar elimi tutarak suyun içinde yürümeye hatta koşmaya ve zıplamaya başladık. Çölde çocuk olmak işte böyle bir şey. Bu çocukların bir tane toptan başka oyuncakları yok. Ama o kadar mutlular ki ve kendilerini mutlu edebilecek şeyler yaratmayı biliyorlar ki… Aklıma şehir çocukları geliyor. Her istedikleri alınmalarına rağmen mutlu olmayan, bir süre sonra alınanı beğenmeyen, bir üst modelini isteyen. Bitmek bilmeyen bir tüketim çılgınlığının içinde dönüp duruyor ana babalar bu yüzden. Ben yağmur sonrasında bu küçük çekik gözlü oğlanla hayatımdaki mutlu anlara birini daha kattım. Bir parça su birikintisinde bile mutlu olabilmeyi öğretiyor yollar insana. Bir çocuğun mutluluğu ile mutlu olabilmeyi… İçindeki çocuğu çok basit şeylerle bile mutlu etmeyi. Peki siz en son ne zaman çocuk oldunuz?

img_1163

Devamı bir sonraki sayfada

**Bu web sitesindeki içerikler izinsiz kopyalanamaz, internet, görsel yazılı basın dahil hiç bir mecrada izinsiz kullanılamaz.

Reklamlar

One thought on “Gobi Çölü Günlükleri-4

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s