Muhteşem Baykal Gölü

Irkuts otobüs istasyonundan bindiğimiz minibüs yaklaşık 50 dakika sonra Listvianka’ya varmıştı. Burası Transsibirya rotası üzerinde bulanan Irkutsk’a 68 km uzaklıkta, Baykal Gölü kıyısında şirin bir kasaba. Gelmeden hiçbir yere rezervasyon yaptırmamıştık, spontan bir şekilde kalacak yer buluruz diye. Kiralık oda yazan yerlere girip fiyat sorduk ancak dedikleri rakamlar günlük bütçemizi aştığı için biz de aramaya devam ettik. (Günlük 12000 Ruble -187 Usd ile 2000 Ruble-32 Usd arasında değişiyordu bulduklarımız) Bir saat sonunda, yemyeşil bir tepenin yamacında, çiçek kokuları ile bezenmiş bir sokak arasında, ahşap bir pansiyon bulduk. Genişçe bahçesi, göle bakan bir seyir terası olan bu yer, 4 gün boyunca bize ev sahipliği yapacaktı. Tek sorun duş ve tuvaletinin oda dışında olmasıydı. Tabii, geceliği 1200 Ruble’ye (18 Usd) yer bulunca, bazı eksikleri de oluyor. Ama pansiyon sahibi, sarışın ve gençliğinde çok güzel olduğunu düşündüğüm hanımefendi, mutfağı istediğimiz gibi kullanabileceğimizi söyleyince mutlu oldum. Marketten alışveriş yapıp, kahvaltımızı burada yapabilirdik.

dsc_6983

Eşyaları odaya bırakınca, kendimizi de uykuya bıraktık dinlenmek için. Koca çantalarla bir saat boyu yer aramak yormuştu bizi. Biraz dinlenmek çok iyi geldi.

Kuşların cıvıl cıvıl öttüğü, sümbül kokularının bezediği, etrafı yemyeşil ağaçlarla kaplı olan iki tepenin arasındaki tozlu yoldan aşağı doğru yavaş yavaş yürümeye başladık kısa bir dinlenmenin ardından. Yolun her iki tarafında kimi barakayı andıran kimi güzelce yapılmış, süslü pencereleri olan ahşap evler vardı, hani bizim Türk filmlerinde gördüklerimizden. Durup dakikalarca bakmak istiyor insan, burada yaşasam diye hayal kuruyor. Sonra kışın havanın -35, -40 derecelere vardığı aklına gelince vazgeçiyor. Bizim gibi ılıman iklime alışmış insanlar için çok zor soğuk memleketlerde yaşamak. Zaten kısa süren yaz mevsiminde bile hava bir gün çok güneşli olurken, ertesi gün soğuk olabiliyor. Pek bana göre değil bu.

dsc_6975dsc_6957

Yolun bittiği yerde muhteşem bir göl manzarası karşılıyor bizi. Uçsuz bucaksız gibi gözüken bu berrak göl, bir an bir deniz kıyısında gibi hissettiriyor insana kendini.

dsc_7000

Baykal Gölü, Dünya’nın en büyük göllerinden biri ve en derini. Kışın beş ay boyunca donuyor ve üzerinden arabalar geçebiliyor. Gölün en derin yeri 1637 metre, uzunluğu ise 636 km. 3500 değişik canlı türünün yaşadığı bu gölde, en meşhurlarından biri tatlı su foku. Göl üzerinde bulunan Olhon adası etrafında bolca görülüyormuş. Bizim bulunduğumuz bölgede nadir de olsa görüldüğü oluyormuş ama kaldığımız süre boyunca hiç görmedik. Diğer bir canlı türü de Rusların “omul” dediği bir balık türü. Bir tatlı su balığından beklenmeyecek kadar lezzetli bir balık. Burada bu balığı tütsüleme yöntemi ile pişirip gerek yol kenarlarında gerek bizim her gün dadandığımız balık pazarında satıyorlar. Pişmiş olanın tanesi 100 Ruble yani 1,5 Usd. Ama biraz daha büyükçelerini 150 Ruble ‘ye(2,3 Usd) satıyorlar ki benim favorim bunlar. Pazarlıkla 130 Ruble ’ye alıp kaldığımız süre boyunca her gün bunlardan yedim: )

IMG_0702.JPG

Ana caddenin bir tarafında göl, diğer tarafında evler, oteller ve yeme-içme mekanları ve marketler var. Burada marketlere “magazin” de diyorlar. Bölgede büyük süpermarketler yok. Bizdeki bakkal-tekel kıvamında bu mini marketlerde her aradığınızı bulabiliyorsunuz. Birinde olmazsa, diğerinde mutlaka var. Gölün kıyısı taşlık. Birkaç turist uzanmış güneşleniyor ancak göle giren yok çünkü su çok soğuk. Birkaç yüz metre ilerleyince göl kenarındaki sıra sıra dizilmiş içlerinde masaları olan küçük ahşap kulübeleri görüyoruz, insanlar oturmuş yemeklerini yiyorlar. Bu kulübelerde oturmanın saati 100 Ruble.  Yeme içme işini burada Özbekler ele geçirmiş. Adım başı Özbek Pilavı yapan yer var, bir de şaşlık çok meşhur burada. Onların şaşlık dediği şey aslında bizim mangalda şişe takılarak pişirilen et. Burada şaşlık çoğunlukla domuz etinden yapılıyor ama tavuk ve kuzu da var (Tavuk şaşlık 150 Ruble, domuz şaşlık 200 Ruble ve kuzu şaşlık 300 Ruble). Bunların dışından yine Özbeklerin yaptığı “Buzaas” denilen bir tür mantıları var. Dana kıymasından yapılıyor ve bizim mantının büyüğü. Ağzı bohça gibi kapatılırken yukarıdan bırakan delikten mantıyı haşladıkları su içine giriyor. Servis için getirdiklerinde, bıçakla kesmek yerine, elle tutup ısırarak yiyorsunuz ve içindeki suyu da hüpletiyorsunuz : ) Gerçekten çok lezzetli olan bu mantıdan onlarca yiyebilirsiniz. Listvianka’da tanesini 50 Ruble’den (0,75 Usd) satıyorlardı.  Çok fazla alternatif yok aslında Listvianka’da yeme içmeye dair. Her ne kadar turistik yer olsa da, hizmet sektörü gelişmemiş burada. Ülkemizin bu konuda çok iyi olduğunu söyleyebilirim. Bir akşam üstü tanıştığımız şaşlık yapan Özbek Zafer Abi, burada 4 ay çalışarak kazandığı para ile, Özbekistan’da bir yıl geçinebildiğini söyledi. Aslında hem doğası, hem gölün güzelliği nedeniyle daha fazla turist olmasını beklediğim Listvianka’da, öyle bizim Bodrum, Marmaris gibi iğne atsan yere düşmez durumları yok. Yerli turist yabancı turistten çok daha ama. Yabancı olarak coğrafi yakınlığı itibari ile Çinli turist gördük diğer ülkelere oranla.

Bölgenin doğası tek kelime ile muhteşem. Murat ile uzun yürüyüşler yaptık göl kıyısında. Yürüdükçe enerji veriyor burası insana. Bir tarafında masmavi berrak bir göl, diğer tarafın yemyeşil tepeler… Nasıl vermesin ki!

Listvianka’ya yeme içme gibi yapılacak aktiviteler de sınırlı. Günlük bot turları var göl üzerinde düzenlenen. Fiyatlar 2000 Ruble ile 5500 Ruble (31 Usd – 86 Usd) arasında değişiyor. Bizim gibi düşük bütçeli gezginler için çok fazla bu rakamlar. Sezonu kısa olan bu bölgede onlar da fiyatları yüksek tutuyorlar anladığım kadarıyla. Ama tatil için gelecek olanlara tavsiye ederim. Baktığım tur fotoğrafları çok güzeldi çünkü. Bir de Baykal müzesi gezilebilir. Girişi 310 Ruble. Müzenin en ilginç yanı, dalış odası dedikleri yerde deniz altının içindeymiş hissiyle, bir kamera eşliğinden göle dalmak. Gölün en derin yerine kadar ulaşan kamera sayesinde, gölün içini görebiliyorsunuz. Müzede bir de akvaryum kısmı var. Akvaryumlardan birinde iki tane fok vardı. Çok sevimli olan bu hayvanları özgür oldukları doğasından ayırıp, küçük bir kafese koymaları çok üzücü. Foklar da zaten çok mutlu gözükmüyordu içeride. Kolay mı uçsuz bucaksız gölden gelip, 10 metre karelik alanda hayatına devam etmek. Hem hayvanat bahçelerine hem de bu tarz deniz hayvanlarının sergilenip gösteri yapıldığı yerlere karşıyım. Ne demişler, çiçek dalında güzel!

20160628_174328.jpg

Sürekli dinleme modunda geçen Listvianka günlerinde en sevdiğim şeylerden biri de sahilden gün batımını izlemekti. Güneş akşam 21:15 gibi batarken, gökyüzüne yayılan kızıl, turuncu, pembe dalgalar insanı bir masal aleminin içine çekiyordu sanki. Sıcak geçen bir günden sonra, akşamüstleri soğumaya başlıyor ve insanın içini ürperten bu tatlı serinlik yerini yavaş yavaş keskin bir soğuğa bırakıyordu. Haziran ayının sonunda bile içlik ve polar giyip, bere takarak sahilde oturduğumuzu söylesem abartmış olmam.

dsc_7011

img_0701

Hem bedenimize, hem ruhumuza iyi geldi Baykal Gölü, doğası, havası… Zorlu geçeceğini düşündüğümüz Moğolistan yolculuğuna hazırız artık. Irkutsk’tan bineceğimiz tren, 34 saat sonra başkent Ulanbator’a varmış olacak. Bakalım burada bizi ne maceralar bekliyor?

Burada geçirdiğimiz 4,5 günün bize herşey dahil iki kişilik maliyeti 174 Usd.

Rusya gezisinin son durağı Baykal’dan hepinize sevgiler, selamlar. Biz burayı çok sevdik. Siz de bir gün mutlaka gelin : )

Sevgiler

Berra : )

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s