Moskova

Hayaller gerçek olur!

Yıllarca aynı şeyin hayalini kurduktan sonra onu gerçekleştirebiliyor olmak, sanırım hazların en büyüğü olmalı. Ben ne hissettiğimi açıkçası tam tahlil edemiyorum. İçimde tarifsiz bir sevinç var ama bir de hani lise biterken son Cuma günü yaşanan bir hüzün vardır ya, işte öyle bir şey var derinlerde bir yerde. Bu sanırım geride bıraktıklarıma dair olmalı.

Cesur olmak gerekti her şeyden önce. Kolay değil otuzlu yaşların ortasına yaklaşmışken işini bırakmak, yıllarca kurduğun düzeni bozmak, ailenden, arkadaşlarından ayrı kalmak. İnsana deli derler. Ama hiçbir şey içimde yanan o dünyayı keşfetme arzusunun önüne geçemedi. Hayatta hep kendi kendime “insanların değil, hayallerinin peşinden git” dedim. Ve işte şimdi buradayım, tam karşısında. Dünya turunun başlangıç noktası olan Rusya’da!

Birçok kişi bu tura neden Rusya’dan başladığımızı soruyor. Hem ortam siyasi olarak bu kadar gerginken. Cevabı basit: Moskova’ya ucuz bilet bulmuştum çünkü. Bir de birçok gezginin rotası üzerinde değil bu ülke, keşfedilecek çok şey olmalı. Tabi Rusya kocaman ülke, Moskova’ya gidince sonrası diye soranlara şunu söyledim: Bütün ülkeyi baştanbaşa tren ile geçeceğiz, sonra ver elini Moğolistan : ) Biraz riskli bir işti bizimkisi. Gitmek sorun değil de o gümrük kapısından geçmek problem. Velakin öyle de oldu. Pasaport kontrolünde ben 10 dakikada geçtim ama Murat’ı yaklaşık 3,5 saat alıkoydu Rus polisi. Sebebinin sadece evraklar kontrol olduğunu söyleseler de, psikolojik eziyetten başka bir şey değildi aslında. Murat kontrol noktasının bir yanında ben diğer tarafında saatlerce bekledik durduk. En sonunda bıraktılar ama ya bırakmasalardı!

İşte böyle macera ile başlayan yolculuk sonrası bizi soğuk ve yağışlı bir Moskova havası karşıladı. Haziran ayında botları ve montlarımızı giyip otele gitmek için yola koyulduk. İndiğimiz metro durağından sonra nereyse 40 dakika yürüdük ama bir türlü bulamadık oteli. Meğer bize yanlış metro istasyonu adı vermişler. O kadar yorulduk ki hem soğuktan hem sırtımızdaki çantalardan, artık otele gidecek halimiz kalmadı. Daha ilk günden taksiye binip seyahat bütçemizi de delmek istemiyorum o halde otostop çekelim dedim ve iki dakika içinde bir araç durdu. Şoföre adresi gösterdik, eliyle atlayın işareti yaptı. Adam tek kelime İngilizce anlamıyor. Murat bir ara benimle konuşunda bize Türk müsünüz diye sordu Türkçe. Meğer kendisi de Azeri’ymiş. Koca Moskova’da otostop çektiğin adam Türkçe konuşsun iyi mi! Sohbet ederek gittik. Ama bizi otele bıraktığında para istedi. Biz daha para bozdurmadık, üzerimizde yok deyince eyvallah deyip gitti. Otele yerleşip, yaşadığımız bunca aksiliğe rağmen güzel bir uyku çekip dinlendik. Ne de olsa yarın yeni bir gün!

Moskova’da kalacağımız 4 güne göre yapmıştık planlarımızı. Ama sınır kapısında kaybettiğimiz zaman ve bu nedenle otele geç kalmamız nedeniyle bize gezmek için 3 gün kaldı.

Bu tarz seyahatlerde bütçe çok önemli, yıllık izinde harcadığınız gibi para harcayamıyorsunuz. Günlük bütçeyi minimumda tutmak için ücretsiz konaklama imkanı sunan couchsurfing sitesi kullanacağız (bunu da ayrıca yazacağım) ama Rusya’ya vize alabilmek için mecburen otel rezervasyonu yaptırmak zorunda kaldık. Vizeyi alınca bile iptal etmedik ki işimizi şansa bırakmayalım. Ama sitede sadece ücretsiz konaklama için insanlara yazmıyorsunuz, bazen buluşma ayarlayıp şehri gezmek için de yazıyorsunuz. Ben Moskova geneline bir mesaj yazdım, iki kişi cevap verdi. 5 yıldır Moskova’da öğrenci olan 24 yaşındaki Bolivya’lı Alehandro da onlardan biriydi. Hayatı hep ailesinden uzakta geçmiş. Yaşına göre çok olgun bir genç. Özel Ispanyolca dersleri verip hayatını kazanmaya çalışıyor bir yandan. O kadar sıcak kanlı, sempatik, yardımsever ki… Bizimle sabah 11:00 gibi buluşup bütün şehirde yürüterek bize etrafı gezdirdi. Hem ucuz hem güzel Rus yemeği yiyebileceğimiz bir lokantaya götürdü. Rusya’da 1 ay kalacağımız için internet kullanımında problem yaşamamak için internet paketli sim kart almam için yardım etti. Bu arada 5 GB interneti, konuşma ve SMS paketi olan sim karta 500 Ruble yani yaklaşık 7,5 USD verdik. ( Ama Rusya’da şöyle bir durum var: Aldığınız sim kart paketi Rusya’daki bütün federal bölgelerde geçmeyebilir. Yani Moskova’da aldıysanız, sadece o federal bölgede çalışıyor. Eğer seyahat edeceğinizi söylemezseniz diğer bölgelerde arama yapıp, sms kullanamayabilirsiniz, hatta bazen internet bile çekmeyebilir. Ben bunu St. Petersburg’a geçince, yanında kaldığımız aileden öğrendim. Allahtan internetim bu kapsam dışındaydı da yazışmaları rahatça yapabildim. Rusya’ya seyahat edip, farklı şehirler gezecekler için bu da küçük bir not olmuş olsun. )

Alehandro ile yaptığımız 8 saatlik yürüyüş sonrası bayağı yorulmuştuk. Bu çekik gözlü, esmer genç adam bizi şehrin en güzel noktalarına götürüp, ilginç şeyler görmemizi sağladı. Sonuçta Moskova’da yaşayan bir yabancıya göre inanılmaz donanımlı. Hem ülkenin, hem şehrin tarihi hem de gezdirdiği yerlerin açıklamaları bizim daha ilk günden şehir hakkında fikir sahibi olmamızı sağladı hem de gönlümüzü fethetti.

Bunlar da onunla gezdiğimiz yerlerde çektiğimiz fotoğraflardan…

moskova (6)moskova (20)

MOSKOVA (240)moskova (17)

Böyle uzun soluklu gezilerde her gün aynı tempo ile gezemezsiniz. Yoksa daha ilk haftadan isyan bayrağı çekilir : ) Bu yüzden ertesi gün otelden akşama doğru ayrıldık. Rusya’da olmanın en güzel tarafı yazın hava çok geç karardığı için gün ışığından daha fazla faydalanabiliyor olmanız. Yine couchsurfing aracılığı ile yazdığım genel mesaja cevap verenlerden biri olan Maria ile buluştuk o akşamüstü Moskova nehri kıyısında. Bir tarafı nehir, bir tarafı tepe, inanılmaz huzurlu bir ortam. İnsanlar spor yapıyor, köpeklerini gezdiriyor, biz de sohbet ederek yürüyoruz. 26 yaşındaki bu Moskovalı arkadaş Rus dili öğretmeniymiş. Birlikte birkaç saat yürüdük nehir kıyısında, gezdiğimiz yer Nazım Hikmet’in mezarına yakın bir bölgeydi, aradık ama bulamadık. Bulsaydık da zaten ziyaret saati çoktan geçtiği için dönmek zorunda kalacaktık. Bu nedenle bunu bir sonraki güne bıraktık. Maria ile vedalaşıp, Kızıl Meydanda gece fotoğrafları çekmek üzere o tarafa doğru yol aldık.

Şehrin ışıkları karanlığı aydınlatınca, bir prenses edasıyla süzülen Kızıl Meydan tam karşımızdaydı. Büyülenmemek elde değil. Burası mutlaka gece de görülecek yerler arasında bence. Gece 12’de meydanı kapatıyor polis. Biz de son fotoğrafları çektikten sonra çıktık ve otelimize geri döndük. Ertesi gün Moskova’daki son günümüz.

Perşembe günü öğlen gibi otelden çıkış yapıp, eşyaları akşam dönüşte almak üzere Kızıl Meydan’da St Vasil Katedrali ve Lenin Mozolesini gezmek üzere yola koyulduk. Katedral girişi ücretli. Tam bilet 350 Ruble (5,4 USD), öğrenci bileti 100 Ruble (1,54 USD). Ben 8 sene önceki yüksek lisanstan kalma öğrenci kartı ile şansımı deniyorum ve bingo : ) bir tam bir öğrenci bileti ile içerideyiz. Burası hani o Moskova reklamlarında gösterilen, şeker gibi renkli ve yuvarlak kule başları olan Moskova’nın meşhur sembolü.  Dışının olduğu kadar içinin de mimarisi enteresan. Sanırım daha önce böyle bir katedral görmemiştim. Giriş ücreti vermeye değer. İkinci durağımız yine aynı meydanda olan Lenin mozolesi. Lenin’in na’şının sergilendiği bu yeri gezmek ücretsiz. Pazartesi ve Cuma haricinden her gün saat 13:00’e kadar gezebilirsiniz. Birçoğu gerçeğe yakın yapılmış balmumu dese de, karanlık bir odada, tepeden aydınlatılmış cam fanus içinde Dünya tarihine damga vurmuş Lenin’in cansız bedenini görmek insanı ürpertiyor. Tahminimden daha çok daha kısa bir adam. İnce uzun bir yüzü ve turuncumsu sakalı var. Saçları dökülmüş ama kulaklarının üzerinde arkaya doğru biraz var. Takım elbisesi içinde bir eli düz, bir elinin parmakları kıvrık halde duruyor. Ortam bende biraz çarpıntı yaptı, bir an önce çıkıyorum.

Lenin’den sonra Nazım Hikmet’in mezarına doğru yola koyulduk. Mezarlık Novodeviç Manastırının içinde. Kırmızı metro hattı ile Sportivyana durağında iniyorsunuz, yolun karşışına geçip parkın içinden soldan aşağı doğru yürüyünce mezarlığın kapısına varmış oluyorsunuz. Giriş ücretsiz. Burası bir mezarlıktan ziyade bir açık hava müzesi kıvamında. Mezarların kime ait olduğunu bilmeseniz bile, insana hepsini tek tek gezme hissi veriyor. Ama önce Nazım’ın mezarını bulmak şart. Kapıya gelip, büyük Dörtyol ağzına kadar yaklaşık 120 metre yürüyüp sol çapraza bakınca, Nazım Hikmet sizi karşılıyor olacak. Köşe başındaki mezarında, sevgili Vera’sı ile huzur içinde yatan bu adamı görünce, gözyaşlarımı tutamıyorum. Bir de bizden önce ziyaret edenlerden birinin bıraktığı, Gezi’de hayatını kaybeden Ali’nin, Berkin’in, İsmail’in, olduğu o meşhur fotoğrafı görünce iyice kötü oluyorum… O an başka bir boyuttaydım sanki. Zaman bir anlığına duruyor. Ben memleketinden uzakta ölmüş, o muhteşem şiirlerin sahibi olan adamın karşısında kalakalmıştım ve kendi kendime şu satırları tekrarladım: “Aklıma gelişini seveyim senin, ne güzel darmaduman ediyorsun beni”

MOSKOVA (282)
Nazım Hikmet’in Mezarı

Diğer mezarları da gezdikten sonra buradan ayrılıp, Murat’ın çok görmek istediği Moskova’nın en büyük sanat galerilerinden biri olan Tretyakov’a gidiyoruz. Giriş ücreti 400 Ruble (6,15 USD) Ben çok galeri gezme modunda olmadığımdan, dışarıda bir yerde kahve içip vakit geçirmeyi tercih ediyorum. Murat da 2.5 saat sonra yanıma geliyor ve eşyaları almak üzere otelimize doğru gidiyoruz.

Moskova’ya dair kısa kısa notlar:

1 Dolar 65 Ruble (6 haziran 2016 itibari ile)

Havalimanından şehre gelmek için taksiye binmek istemiyorsanız, 4 nolu çıkış kapısından çıkıp Aeroexpress treni ile kişi başı 420 Ruble (6,5 dolar) vererek şehir merkezine yakın bir yere gelebilirsiniz.

Gitmeden önce Moskova metro haritasını cep telefonunuza indirin, biz çok rahat ettik. İlk metro sabah 5:30’da son metro ise gece 01.00’da.

Eğer yürümeyi seviyorsanız, şehri yürüyerek gezebilirsiniz. Ama pek aranız yoksa metro kullanımı çok rahat. Zaten her metro durağı bir sanat galerisi havasında olduğundan, bazen insan çıkmak istemiyor içinden. Ama bütün durak isimleri ve uyarılar Rusça. Bu arada metroda trene binince wifi var ve ücretsiz ancak Rus numaranız olması gerekiyor. Biz bir ay kalacağımız için sim kart aldım ve çok işime yaradı.

Moskova’nın dünyanın en pahalı şehirlerinden biri olduğunu söylerler hep. Bu iki sene öncesine kadar doğruymuş. Ancak gördüğümüz kadarıyla fiyatlar aşağı yukarı Istanbul kadar. Fiyatlar konusunda yardımcı olması açısından:

Otele kahvaltı dahil gecelik 23 dolar verdik.

Süpermarketten su alırsanız 2 litrelik su 0,69 $cent (2 lira)

Mac Donalds’da bir big mac hamburger 2 dolar

Yeme içme konusunda Rus mutfağının süper olduğunu söyleyemeyeceğim.  Ülkenin ana besin malzemesi patates. Her çeşidi var. Lahanayı da çok kullanıyorlar. Ama pancardan yapılan Borş çorbasını deneyin derim. Bir de kuru meyveleri kaynatıp kompot diye satıyorlar. Annemizin yaptığı komposto yani. Alkol tüketmek istemeyenlere tavsiye edilir.

Metro Bileti 50 ruble yani 0,77 $cent ( 2.25 lira) Eğer Moskova metro kartı alıp bilet yüklerseniz, karta 50 ruble veriyorsunuz sonra her bilet 50 ruble yerine 32 ruble oluyor. Biz bu şekilde kullandık.

Şehirde araçlar yaya geçitlerinde yayalara mutlaka yol veriyor aksi takdirde ceza ödüyorlar. Aynı şey yayalar için de geçerli. Yaya geçidi olan yerlerden geçmelisiniz, eğer kafanıza göre yola atlarsanız ve orada polis varsa 500 Ruble ceza yiyebilirsiniz.

Kızıl Meydan’daki St. Vasil Katedrali Çarşamba günleri kapalı.

Sokaklar çok temiz. Şehrin yer yanında parklar var. İstanbul gibi beton yığınının içinden gelince, bize çok iyi geldi.

İngilizce bilen çok çok az. Mac Donalds’ta bile ne istediğimizi anlatırken çok zorlandık. Menü bile Rusçaydı.

Kid’s Mall’ın 6. Katından şehir manzarası görebilirsiniz. (KGB binasının yanında)

Old Arbat dedikleri bölge İstanbul’daki İstiklal Caddesini andırıyor biraz. Barlar, cafeler, restaurantlar, mağazalar ne ararsanız var. Metro ile ulaşmak mümkün (Arbatskaya durağı)

Birçok Rus sokakta çekirdek yediğini görünce şaşırdım, kabuğunu yere atmıyorlar ama sokağa tükürme alışkanlığı çok fazla.

Son olarak 4 gün geçirdiğimiz Rusya’da gerçekten süper yakışıklı diyeceğim bir Rus erkeği görmedim ama çok güzel kızlar var. Fizikleri de güzel ama bütün Rus kızlarının çok güzel olduğu bir efsaneden ibaret.

4 günlük Moskova gezisinin bize St. Petersburg tren bileti dahil toplam maliyeti 234 USD. Bu da kişi başı günlük 29,2 USD ediyor.

Yolculuğun ikinci durağı St. Petersburg. 8 saat sürecek bir tren yolculuğundan sonra şehre varmış olacağız. Tren biletlerini pulman koltukta yer kalmadığı için orta sınıf yataklı trene alıyoruz, rahat rahat gideriz dedik. Zaten son dakika yetiştiğimiz trene binince biz şok! Bildiğiniz açık yatakhane; yumurtalar, terlikler, horlamalar, göbeğini kaşıyan amcalar…  Daha önce 6 kişilik karışık yatakhanede kalmıştım ama hiç 36 kişi ile aynı yerde uyumamıştım : ))

St. Petersburg’da görüşmek üzere.

Sevgiler

Berra

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s